Cumartesi, Mayıs 15, 2021

Tek eşlilik gerçekte bir hormon meselesi mi?

Abone ol

Tek eşlilik gerçekte bir hormon meselesi mi yoksa bilinçli tercihlerin ürünü mü? Eğer bir tercihse, ne derece özgür? İnsan ve hayvan topluluklarının dinamiklerinden nasıl etkileniyor? Canlılar, dilimize “monogami” olarak da geçen tek eşliliğe mi daha yatkın, yoksa çok eşliliğe mi? 

Günümüz canlı yaşantılarının bir kısmında tek eşliliğin varlığı bilinen gerçeklerden. Bilim insanları bu konuda çokça çalışma yaptı, yapmaya da devam ediyor. Bazı canlı türlerinde oldukça yüksek bir romantizm dozunun yaşandığı dahi bilinmekte. Belki de bu romantik görüşün kaynağı biz insanlarızdır… 

Peki ya bu soruların sizleri de yokladığı oldu mu? Dilerseniz birlikte konu özelindeki bilimsel araştırmalara bakarak sorulara bir nebze ışık tutalım: 

Tek eşlilik

Evrimsel Sürecin Bireylerde Sahnelediği 4 Özellik 

  1. Tek Eşlilik 
  1. Çok Eşlilik 
  1. Özgürlük: Yılın herhangi bir vaktinde gerçekleşen çiftleşmeden sonra erkek kaplan dişiyi ihmal eder, yavrularla ilgilenmez. İkisi de istediği bir başka kaplanla çiftleşmekte özgürdür. 
  1. Aldatma: Kuşların geneli tek eşli olsa da, aynı zamanda çoğunluğu gizli bölgelerde bir diğeriyle üremeyi seçer. Yaptıkları bu seçimle bir yandan eşleriyle birlik içerisinde yaşamanın güvencesini elde eder, diğer yandan başka partnerlerle çiftleşerek yumurtalarının genetik yelpazesini geniş tutarlar. Bu da onlara daha dayanıklı yavrular elde etmede avantaj sağlar. 

Canlılarda Tek Eşlilik (Monogami)

Çok eşlilik hayvanlarda daha fazla genetik çeşitliliğe izin verir. Kuş türlerinin %90’ından fazlası tek eşli olsa da, memelilerin sadece %4’ü tek eşli yaşamaktadır. Bu oran primatlarda neredeyse %25’e kadar tırmanır. İnsanlarda ise kültürlerin üçte ikisi çok eşlidir ve bu bizim genlerimizden kaynaklanır. 

Fransız “Science&Vie” dergisine göre başlangıçta poligami vardı. “Çok eşlilik” teriminin fransızcadan dilimize yerleşmiş hali olan “poligami”, yunanca “polus” (çok) ve “gamos” (evlilik) kökeninden türemiştir. Başlangıçta poligami vardı demiştik. Daha sonra birkaç nadir türde tek eşlilik, yani “monogami” (“monos” tek, “gamos” evlilik) başladı. Söz konusu evrimin nedeni, bazı canlı türlerinde iki hormonun baskın çıkmasıydı. 

blank
Çok Eşlilik

Konuyu daha anlamlı hale getirebilmek için eşlerde sadakatin anahtarı görülen hormonlara yakından bakalım: 

“Sadakat” dediğimiz bağı oluşturan iki başrol: Oksitosin ve Vazopressin

Dişi ya da erkeğin tek eşli olup olmaması iki hormonu kodlayan genler tarafından belirlenmektedir. Burada kıstas, dişilerde oksitosin ve erkeklerde vazopressin hormonlarıdır. Bu hormonlar partnere bağlanmaktan sorumludur. Oksitosin hormonu, özellikle tek eşli dişilerde belirtildiği şekliyle ödül ve bağlanma mekanizmalarını aktive eder. Ayrıca hamile kadınlarda doğum sırasında uterusun kasılmalarını, sonrasında da sütün atılmasını sağlar. 
Vazopressin hormonu ise, özellikle tek eşli erkeklerde belirtildiği şekliyle bulunduğu bölgeyi ve partnerini koruma işlevlerini aktive eder. İlaveten suyun böbrekte yeniden emilimini sağlar. Vazopressinsiz kalsaydık günde 10-12 litre idrar üretiyor olacağımızı biliyor muydunuz?  

En Sadakatli Aşık

Sadakatleriyle ün yapmış Albatros kuşlarına aşina mısınız? Bu tür, genellikle yaşamının ilk evrelerini tek başına geçirir ve ne zaman ki yeterli erişkinliğe ulaşır, hayatının aşkını bularak dış koşullar ne olursa olsun ömrünün sonuna dek eşine sadık kalır. 

blank
Sadakat

Teksas Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı söz konusu durumun aslında sanıldığı kadar romantik bir altyapısı bulunmadığının altını çizdi. Tek eşli olsun veya olmasın, farklı türlere ait üreyici erkeklerin sinir sistemlerinin genetik yapısını karşılaştırdılar. Bulguları takiben anlaşıldı ki, hangi tür olduğu fark etmeksizin erkeklerin en sadık olanlarında aktive olan aynı genler mevcut. Albatroslar, örneğin horozlardan daha sadıksa bunun esas sebebi genlerindeki belirli aktivasyonlar tarafından düzenlenen hormonların onları böyle davranmaya teşvik etmesidir. Sadakatin altında yatan sebebi kavradığımızda, şimdiye dek inandığımız masalsı romantizm sanki biraz büyüsünü kaybediyor. Ne dersiniz? Fikrimce bu gibi araştırmalar, omurgalılarda monogami evriminin altında evrensel bir mekanizma yattığını kanıtlar nitelikte. 

Tek Eşlilik ve Bağlanma Fenomeni

Bu iki hormonun bağlanma fenomeniyle doğrudan ilişkili olduğunu öne süren Liège Üniversitesi(Belçika) Nörobilim Profesörü Jacques Balthazart’a göre; erkek çayır faresinde, çiftleştiği dişi ile bir gün birlikte yaşadığı andan itibaren ona yıllarca sadık kalmasını sağlayan bir bağ oluşmakta. Kuzey Amerika’ya özgü küçük ve tüylü bir kemirgen olan çayır faresi, derin bir aile bağına sahip olan ve tek eşli ilişkiler kuran ender memelilerden. Aynı familyadan kuzeni olan dağ faresi ise çoğunluğun olduğu gibi çok eşliler arasında. Balthazart’ın Atlanta Üniversitesi’nde(ABD) görevli meslektaşı Larry Young ve ekibiyse, 2000’lerin başında konunun detayına inerek bu tezi sağlamlaştıran bir dizi deney yaptı. Varılan sonuçların ışığında, çayır farelerinin beyinlerinde dağ farelerininkine kıyasla oldukça fazla miktarda oksitosin ve vazopressin hormonlarının salgılandığı ispatlandı. 

Tek eşlilik
Hormonlar

Balthazart ve Young’ın teorilerinin savunduğu, eğer çok eşli bir dişide oksitosin reseptörlerinin ekspresyonunu artırırsak, onu daha sadık hale getirmenin mümkün olacağı. Bir diğer ihtimal olarak da dişiyi daha çapkın ve maceraperest hale getirmek için bu reseptörleri engellemek kafi. 
Öte yandan, bir erkeğin yüksek dozda vazopressin hormonu salgılaması sağlanırsa, ailesini ve bölgeyi savunmaya geçerek davetsiz misafirleri püskürtmeye çalışacağı pekala gözlemlenebilir. Jacques Balthazart’a göre bu hormon, çiftleşilen dişi de dahil olmak üzere bölgeye bir tür bağlanma yaratmaktadır.  

Doğal Seleksiyon ile Poligamiden Monogamiye

Kilit Soru: Tek eşlilik partnerleri kısıtlayan bir yaşayış modeli olarak nasıl oldu da bazı türlerde doğal seleksiyon sonucu gelişti? Zira daha önce de belirttiğim gibi, çok eşliliğin çoğunluğu oluşturduğu canlılar dünyasında bu yalnızca istisnai bir durum. 

Montpellier Evrim Bilimleri Enstitüsü’nden (CNRS) Michel Raymond’un gözlemlerine göre erkekler, biyolojik yapıları gereği tek eşliliğe yatkın olmayan canlılar. Özellikle de dişinin en güçlü partneri seçerek üreme yatırımı yaptığı memelilerde erkeğin arzusu maksimum sayıda dişiyi döllemektir. Dişi ve erkek rollerindeki bu belirgin asimetri dış görünüşlerine de yansır. Türlerin dişi ve erkekleri arasındaki morfolojik farklılıkların en belirgin biçimde gözlemlendiği bireyler çok eşlilerden çıkar. Tıpkı enerjisini onlarca, hatta mümkünse yüzlerce dişiyi döllemeye ayırarak haremini geniş tutan iri gövdeli ve dominant yapıdaki erkek deniz fillerinin görece ufak bedene sahip dişileri gibi.  

Tek eşliliğin faydaları nelerdir?

Raymond’un açıkladığı üzere dişi kuşların yumurtalarını kuluçkalamak ve korumak için birkaç hafta hareketsiz kalması gereklidir. Bu süreçte babanın sadakat göstererek orada bulunması ve dişinin erkeğin somut yardımından faydalanıyor olması yavrunun hayatta kalabilmesi için belirleyici bir avantaj sağlar. “O halde, eğer anne bakımının yanında baba bakımı da görülüyorsa, burada tek eşlilik var demektir” diye ekliyor Raymond. Hangi tür olursa olsun, bir defa tek eşli düzen benimsediğinde erkeğin bundan feragat etmesi oldukça zordur; çünkü söz konusu durumda her dişi tek bir erkek tarafından sahiplenileceği için partnersiz kalan erkeğin başka stratejilere mecbur kalması onu zora sokacaktır. 

Bir diğer örnek ise, güçlükle eş bulan erkek çayır faresinin bir defa dişisini bulup döllediğinde, ona yaklaşmaya çalışan başka erkekleri engelleyerek bölgesine sahip çıkması ve dişisini tekrar dölleyebilmek üzere güvenceye almasıdır. Böylelikle rekabet ortamından doğan erkek sadakati sayesinde gelecekteki yavrular da garantilenmiş olur. 

University College London Profesörlerinden Christopher Opie tarafından yönetilen antropolog ekibi, 2013’te primatlar ile ilgili bir araştırma yaptı. Sonucunda görüldü ki, evrimsel süreçte primatlarda tek eşliliğin ortaya çıkmasının en geçerli açıklaması; yetişkin erkeklerin kendilerine ait olmayan yavruları öldürme güdüsüdür. Ekibin kanısı, tek eşliliğin primat topluluklarında yavruların hayatta kalma şansını artırdığı yönündedir. 

blank

“Homo Sapiens” ve Tek Eşlilik 

Larry Young geçtiğimiz günlerde farelerdeki romantik bağlanmanın altında yatan nörobiyolojik mekanizmanın insan beyninde de aynı şekilde aktive olduğunu açıkladı. Bu durum, çocuk merkezli çift ve aile oluşturma eğilimimize ışık tutmaktadır. Konu üzerinde geliştirilen bir diğer görüş ise; vazopressin ve oksitosin reseptörlerinde genetik eksikliği olan erkek ve kadınların görece daha dengesiz bir ilişkiye sahip oldukları. Ne yazık ki türümüzün gerçekte ne derece tek eşli olduğunu bilebilmek yeterince güç; fakat bilinen bir gerçek de var ki, söz konusu çift oluşturmak olduğunda insanlarda psikolojik, sosyal ve kültürel yönler genellikle genetikten öncelikli konumdadır. 

Diğer memelilerde olduğu gibi erkekler de cinsel partnerlerini çoğaltarak genlerini yaymakla ilgilenirken, kadınlar en güçlü ve koruyucu erkeği seçerek bebeklerinin hayatta kalmasını sağlamak ister. Nörobiyolog Jacques Balthazart, “Kültürel bağları fazla güçlü olmayan toplumların sayısına bakıldığında insanların yaklaşık üçte ikisinin çok eşli olduğu görülür” ifadesiyle durumu orantısal zeminde özetlemektedir. Erkekler ve kadınlar arasındaki boyut farkı bunun bir özelliğidir. Tıpkı çok eşli yaşayan deniz fillerinde görülen dişi ile erkek arasındaki boyut farkı insanlarda da erkeklerin boyunun kadınlardan uzun olmasıyla benzeşmektedir. 

Primatlar arasında çok eşli türlerin erkekleri tek eşlilerden daha büyük testislere sahip olma eğilimindedir. Bu farkın nedeninin daha fazla sperm üretebilmek ve böylece daha fazla dişiyi döllemek olduğu tahmin edilir. Ancak insanlarda durumun farklı olduğunu belirten Balthazart, erkeklerin bu ölçekte sınıflandırıldığında tek eşli primatlardaki gibi görece mütevazi testislere sahip oldukları not edilmiştir.  

Peki Sadakat olgusu cinsel mi yoksa sosyal mi?

Tek eşli türler, cinsel aktivite söz konusu olduğunda her daim sadakatli olmayabilir. Bu türler arasında çiftlerin birbirleri dışında da cinsel aktiviteleri olduğu bilinmektedir. Jacques Balthazart, sık yapılan genetik sekanslamalar sonucunda tek eşli kuşlarda aynı yuva içinde iki, üç veya dört farklı babanın çocuklarının bulunduğu kanısında. Bu durum, tek eşli erkek kuşlarda çok sık görülen bir olayla örneklenebilir: Erkek, esas dişi ile bir yuva inşa eder. Ardından hemen yanında olacak şekilde civardaki bir başka dişiyle ikinci yuvayı inşa etmeye başlar. Esas dişi ikinciye oranla daha iyi bir üreme başarısı göstereceği için, dişiler arasında “esas dişi” olabilmek adına ciddi bir mücadele ve sürtüşmeler gözlemlenir. 

En nihayetinde sadakatin türevleri olabileceğinin ayırdına varan araştırmacılar, sosyal ve cinsel tek eşliliği birbirlerinden ayrı tutmaya başladı. Partnerlerdeki istikrarı ifade eden sosyal tek eşlilik kavramı ile, tıpkı insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da tanık olunması oldukça güç olan cinsel tek eşliliğin klasifiye ediliyor oluşu, bilim insanları için sonraki araştırmalarda destekleyici bir unsura dönüştü. 

Bige Çaktı
Bige Çaktı
Yazma merakı çevirmenlikle buluşmuş, öğretmenlik eşlik etmiş...

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

En popüler