Cumartesi, Ocak 16, 2021

Ikarus Kimdir? Ikarus Sendromu Ne Demektir?

Abone ol

Daidalus oğlu Ikarus, Yunan mitolojisinde bir karakterdir. Ikarus karakterine değineceğiz; ama bu yazımızda mitolojiden ziyade Ikarus’un ölüm şeklinin insanlar üzerindeki psikolojisine ön planda tutmaya çalışacağız. Ikarus sendromu denilen bu psikolojik durum hakkında bilgi vermeye çalışacağız.

Ikarus’un Yunan Mitolojisinde Hikayesi

Atinalı bir mimar olan Ikarus’un babası Daidalus, başarısını çekemeyen insanların kışkırtması sonucu, kralı tarafından Girit Adası’na sürgün edilir.

Girit Kralı Minos Daidalos’u sarayına davet eder. Kralın karısı tanrılar tarafından cezalandırılıp yarı insan yarı boğa bir çocuk doğurmuştur. Bu çocuğun adı Minotauros’tur. Kral Daidalus’a insan yiyen Minatauros’u durdurmak için bir yer yapmasını emreder. Daidalus minatauros için bir labirent inşa eder. Minatauros için 7 erkek 7 kadın kurban edilmek için Atina ve çevre şehirlerden toplanır.

Atinalı bir savaşçı Thesseus, kurban adayı olarak Minatauros’u öldürmek için Girit’e gider. Daidalus ve Ikarus, Thesseus’un labirentte yolunu bulmasında Ariadne’ye anlatarak Minatauros’un öldürülmesine yardim ettikleri için Kral tarafından bir kuleye hapsedilmişlerdir.

Daidalus kuleden nasıl kurtulacağını düşünmeye başlar. Sonunda aklına bir fikir gelir. Kuşların bıraktığı tüyleri toplayarak, balmumuyla birleştirip kendine ve oğluna birer kanat yapar. Daidalus oğlu Ikarus’a kanatlar balmumundan yapıldığı için ne çok alçaktan ne de çok yüksekten uçmamasını söyler. Çok alçaktan uçarsa denize yakınlıktan dolayı kanatlar nemlenip ağırlaşabileceğinden, çok yüksekten uçarsa güneşin balmumunu eriteceğinden bahseder. Ikarus uçmanın verdiği keyif ile babasının sözlerini unutup güneşe ulaşmak istercesine yükselmeye başlar. Güneşe yaklaştıkça balmumundan yapılmış olan kanatlar erir ve Ikarus Ege Denizi’ne düşerek hayatını kaybeder. Ikarus güneşe ulaşmayı başaramıştır ama sınırını bilmeden yükselme hırsına sahip kişilerin temsili olmuştur.

Ikarus Sendromu

Ikarus Sendromu

Bir yamaç paraşüt sporcusu ve motosiklet sürücüsü olarak Ikarus Sendromunu bu iki konu üzerinde değerlendirmeye çalışacağım. Yamaç paraşüt sporcuların ve motosiklet sürücülerin farkına varmadan karşılaştıkları tehlikeli bir sendromdur. Kendine duyulan aşırı özgüven sonrasında risk almak ve sonrasında ansızın kaza yapmak anlamına gelebilmektedir.

Motosiklet sürücülerinde ve yamaç paraşüt pilotlarında “bana bir şey olmaz, ben her şeyi öğrendim, artık her şeyi rahatlıkla yapabilirim.” gibi düşünceler belirdiğinde Ikarus ile aynı yoldan yürümeye başlamışlardır. Bu sendroma mesela motosiklette on bininci km’de, yamaç paraşütünde ise yüz – yüz ellinci uçuştan sonra sıklıkla rastlanmaktadır. Her ne kadar iyi bir pilot ya da iyi bir sürücü olsa, hatalarını tanısa dahi, en ufak bir hazırsızlıkta aniden ortaya çıkabilecek kazaları bilmek gerekir. Çok sinsi bir sendromdur.

Daidalus oğlu Ikarus Sendromu

Sendroma sinsice yakalananlarda aşırı özgüven başlar. Bir işi yapmak için uyulması gereken kurallar varsa, sendromla bu kuralların dışına çıkmaya başlarlar. Kişi kuralların dışına çıkıldığı takdirde kazaların meydana gelebileceğini bildiği halde kuralları göz ardı etmektedirler. Kişiler kurallara uyulmadığı takdirde karşılaştıkları kazaları şansa ucuz atlattıklarında “bu kaza benim başıma geldi, bir daha başıma gelmez.” diye düşündüklerinde Ikarus’un ta kendisi olmuşlardır. Oysaki, bilinçli kişi asla bu şekilde düşünmez. Hatasından ders çıkartır ve bir daha aynı hataya düşmez.

Sendroma yakalanmamayı önlemek için çevremizdekilere “Kurallara riayet etmiyorsun, seninle bu işe girişmem.” demek zor gelmemelidir. “Sen bu işte ustasın, sana hiçbir şey olmaz” demek ne yazık ki Ikarus sendromunu yakalanmak demektir. Herkes, aşırıya gitmeden sınırını bilmesi gerekmektedir. Herkese sendromsuz bir hayat dilerim. Teşekkürler.

Yusuf Eşkikara
Yusuf Eşkikara
Gez, Gör, Yaz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

En popüler